BALIKESİR
Cumartesi, 22 Kasım 2008
Turkmedya.com Google 
Anasayfa |  Sitene Ekle |  Üye Girişi |  Künye | İletişim  
ÇANDIR
Haberler
Köy Tarihçesi
Köy Muhtarı
Köyde Yaşayanlar
Kim Nerede ?
Önemli Simalar
İş Adamları
Köy Derneği
Yeni Doğanlar
Evlenenler
Vefat Edenler
Duyurular
Spor
Çandır Köyü Siteleri
İş ve İ.K
İlanlar
Foto Galeri
Sitene Haberleri Ekle
ANASAYFA
Balıkesir
Merkez
Çandır
MERKEZ
KÖYLERİ
Çandır Köyüne
Hoş Geldiniz
Çandır Köyü
Temsilcisi olun...

Çandır köyü

Turkmedya.com temsilcisi olmak ister misiniz ?

Başvuru için
Lütfen Tıklayın »
Tarihçemiz
Yazı boyutu            
  Ali DOMAKİN, Gönderdi

Tüm Haberler »

XIX. YÜZYILDA OSMANLI İMPARATORLUĞU’NDA İMAMLAR,

MUHTARLAR VE KÖYLÜLER: BALIKESİR ÖRNEĞİ

İsmail ARSLAN

ÖZET

Osmanlı tarih yazımında kırsal alanlar tarihi, son yıllarda oldukça ilgi

çeken bir alandır. Bu bağlamda, XIX. yüzyıl Osmanlı kırsalına ait elimizdeki en

önemli birinci elden kaynaklar arasında; kırsal hayatın sosyo-ekonomik,

demografik ve kültürel hemen hemen bütün karakteristiğini bulabileceğimiz kadı

sicilleri ve temettüat kayıtları sayılabilir. Çalışmamızda, Balıkesir şer’iye sicilleri

ve temettüat defterlerini kullanmak suretiyle Balıkesir köyleri örneğinde köy ve

köylü hayatında devleti temsil eden kurumlar olan imamlık ve muhtarlıkların

fonksiyonu ortaya konulmaya çalışılacaktır. Ayrıca, Tanzimat öncesi ve sonrasında

köy hayatındaki sosyo-ekonomik, kültürel ve demografik değişiklikler üzerinde

durulacaktır. Özellikle kurumsal anlamda köylerde muhtarlık teşkilatının

kurulması, imamların bazı yetkilerinin muhtarlara devredilmesi ve sonrasında

yaşanan değişmelere dikkatler çekilecektir.

Anahtar Kelimeler:

defterleri, şer’iye sicilleri.

Balıkesir, imamlar, muhtarlar, köylüler, temettüat

tarafından 14-19 Haziran 2004 tarihlerinde Varşova’da düzenlenen “16th CIEPO”

sempozyumda sunulan bildirinin geliştirilmiş halidir.

Bu çalışma, CIEPO (International Committee of Pre-Ottoman and Ottoman Studies)

Dalı.

Araş. Gör., Balıkesir Üniversitesi, Necatibey Eğitim Fakültesi Tarih Eğitimi Ana Bilim

236

ABSTRACT

Imams, Muhtars and Peasants in Ottoman Empire in 19

in the case of Balıkesir

th Century:

In Ottoman Historiography, rural history has been an interesting field

recently. In this context, among the most important sources for the 19th century

Ottoman rural history can be considered kadı records and temettuat registers in

which we may find socio-economic, demographic and cultural characteristics of

rural life. In this study, imams and muhtars as the functionaries who were the

representatives of government in a village will be analyzed using the Balıkesir kadı

records and temettuat registers. Moreover, socio-economical, cultural and

demographical changes in rural life before and after Tanzimat will be focused on.

The main attention will be paid on the foundation of muhtarship as a government

institution and transferring some of authorities of the imams to the muhtars, and

the socio-political aspects of the on going changes.

Key Words:

records.

Balıkesir, imams, muhtars, peasants, temettuat registers, kadı

1. Giriş

Osmanlı tarih yazımında kırsal alanlar tarihi, son yıllarda oldukça

ilgi çeken bir sahadır. Bu konu üzerine başarılı sayılabilecek çalışmalar

yapılmış olmasına rağmen, sosyal hayatın göreceli resmi sayılabilecek arşiv

belgelerine dayalı olarak yazılmaya çalışılması; bu çalışmaların daha çok

ya ekonomik tarih açısından istatistik bilgiler ortaya koymak ya da

müessese tarihi yazmak şeklinde bir görüntü vermelerine neden olmuştur.

XIX. yüzyıl Osmanlı kırsalına ait elimizdeki en önemli birinci elden

kaynaklar, kırsal hayatın sosyo-ekonomik, demografik ve kültürel hemen

hemen bütün karakteristiğini bulabileceğimiz kadı sicilleri ve Tanzimat’ın

hemen sonrasında yapılmış olan temettüat kayıtlarıdır. Bu çalışmada,

Balıkesir şer’iye sicilleri ve temettüat defterlerini kullanmak suretiyle XIX.

yüzyıl Osmanlı taşrasının küçük bir kesiti olarak Balıkesir köyleri

örneğinde köy ve köylü hayatında devleti temsil eden kurumlar olan

imamlık ve muhtarlıkların fonksiyonu ortaya konulmaya çalışılacaktır.

Ayrıca, Tanzimat öncesi ve sonrasında köy hayatındaki sosyo-ekonomik,

kültürel ve demografik değişiklikler üzerinde durulacaktır. Özellikle

kurumsal anlamda köylerde muhtarlık teşkilatının oluşturulması ve

imamların bazı yetkilerinin muhtarlara devredilmesi ve sonrasında yaşanan

değişmeler ele alınacaktır.

237

2. XIX. Yüzyılda Osmanlı’da İmamlar, Muhtarlar ve

Köylüler

Osmanlı dünyasının toplumsal örgütlenmesinde çok önemli bir yeri

olan imamlar, topluma hizmet veren kadrolar içinde en geniş yeri işgal

etmektedir (Beydilli, 2001:1). Tanzimat’a kadar imamların köyde ya da

kentte bir mahallede devleti temsil etmekte olduğu bilinmektedir. Özellikle

köylerde ahali üzerinde etkili olmalarından dolayı köy hayatının önde gelen

simaları ve dolayısıyla köy idaresinin nüfuzlu şahsiyetleri arasındadırlar.

İmamların tayinlerinde, genelde bu hizmeti yerine getirmek için yeterli dini

bilgiye ve iyi ahlaka sahip olma şartları aranmış, ancak eğitim durumları

her zaman göz önüne alınmamıştır (Beydilli, 2000:181). Bu nedenle

imamlık, özellikle köy gibi küçük yerleşim alanlarında ve kırsal kesimlerde

babadan oğula veya aile fertlerinden birine geçebilmekteydi.

imamlık vazifesinin babadan oğula devredilmesi geleneğinin geçerliliği, bu

iş için gerekli dini eğitimin aile içinde alındığı ve imamların çocuklarını

kendilerine halef olmak üzere yetiştirdikleri kanaatini uyandırmaktadır.

Beydilli’ye göre, bu eğitimin kalitesini ölçmek mümkün olmamakla

beraber, özellikle küçük yerleşim birimlerinde ve köylerde eğitimin yetersiz

kaldığı ve genelde, avama lazım olacak dini meseleler ve ilmihal bilgi

düzeyini pek aşmadığı anlaşılmaktadır (Beydilli, 2000:183).

İmamların vazifeleri din işleriyle kısıtlı değildir. Aynı zamanda

köylerdeki eğitim işleri de imamlar tarafından yürütülmektedir. Köylü

halkın, tarlada çalışacak işgücüne her zaman ihtiyacı olduğundan,

çocuklarını sıbyan mekteplerine göndermediği anlaşılmaktadır. Bu yüzden,

köyde caminin yanında ya da bir köşesinde yer alan sıbyan mekteplerine

çocukların devam edip etmediklerine nezaret etmek de onların görevleri

arasındadır (Beydilli, 2001). Osmanlı Devleti’nde Sultan II. Mahmut

döneminde yapılan yenileşme hareketlerinden birisi de eğitim alanında

yapılan yeniliklerdir. Buna göre, 1824 yılında yayınlanan bir fermanla

ilköğretim zorunlu hale getirilmiştir.

olduğu bilinmemekle birlikte, tüm ülkeyi kapsayacak biçimde ilköğretim

zorunluluğunun Tanzimat döneminde gerçekleştiğini burada belirtmek

1 Bu noktada,2 Bu fermanın köylerde ne kadar etkili

1

nesil boyunca babadan oğula geçmesi hususunda; Osman Hoca - Ahmet Hoca

(Gültoprak) -Ali (Hoca) Gültoprak örnek verilebilir. Bu bilgilere, İsmail Kırbaş’la

26.05.2004 tarihinde Selimağa Köyü’ndeki evinde yaptığımız kişisel görüşmede

ulaşılmıştır. İsmail Kırbaş, D.T. 1340, Yer:Selimağa Köyü’ndeki Evi, 26.05.2004.

Balıkesir ili Dursunbey ilçesine bağlı Selimağa (İğdiç) köyünden imamlık vazifesinin üç

2

Tarihi

Fermanın günümüz dilinde sadeleştirilmiş metni için bkz.:Yahya Akyüz, Türk Eğitim, 8.Baskı, Alfa Yayınları, İstanbul:2001, s.140.

238

gerekir.

tüm köy çocuklarına Elifba, Amme Cüzü, Türkçe Tecvid (harflerin ve

Kur’an’ın okunma biçimi), İlmihal (dini bilgiler) ve Kur’an-ı Kerim (iki

kez hatim ettirilecek şekilde) okutmaktaydılar (Akyüz, 2001:148).

İmamların ücretleri ise, köylü tarafından karşılanmaktaydı. Örneğin

Balıkesir köylerinden Kamçılı Köyü temettüat kayıtlarından bu köyde

oturan Hacı Mehmet Efendi, köylü tarafından yıllık 30 kile buğday ücretle

köye imam tayin edildiği görülmektedir (BOA, ML.VRD.TMT., nr.7227,

1/1:255).

Ortaylı, Osmanlı klasik döneminde köy ve nahiye gibi kırsal

yerleşmelerin hiçbir yönetsel özelliği olmadığı ve bu birimlerin vergi

defterlerindeki mükellefiyet kayıtları dışında devlet tarafından da idari bir

birim olarak düşünülmediği görüşündedir. Çünkü, bir köy bazen bir

sancakbeyi hassı, beylerbeyi hassı veya padişah hassı olarak

kaydedilebilmekte; çoğunlukla da sipahiler arasında zeamet ve tımar olarak

bölüştürülmektedir. Yani köyün kendi içinde bir yöneticisi ve sadece o

köyün sorumlusu olan bir yönetimi yoktur. Bu nedenle Osmanlı merkezi

idaresi için köyün değil, köylerin önemli olduğu görüşündedir (Ortaylı,

2000:98). Bununla birlikte şehirlerde “mahalle” ve kırsal alanda da “köy”

toplulukları, Osmanlı yönetiminin klasik devirden beri en alt birimleridir.

Günümüzde küçük de olsa değişikliklere uğramasına rağmen

varlığını sürdürmekte olan muhtarlık kurumu kuruluncaya kadar Osmanlı

köylerinde idari anlamda “köy imamı”

“ihtiyar” denilen şahıslar bulunmaktaydı. Bunlar köyü temsilen bazı

görevleri yaptıkları gibi, köylü ile devlet arasındaki irtibatı da

3 Sıbyan mekteplerinde imamlar, namaz vakitleri dışında, kız-erkek4, “köy kethüdası”5 bazen de

3

Tâlim ve Tedris ve Terbiyelerini Ne Vechile İcra Eylemeleri Lâzım Geleceğine Dair

Sıbyan Mekâtibi Hâceleri Efendilere İta Olunacak Tâlimat” adıyla bir belge

yayınlanmıştır. Bu talimatnamede, 7 yaşına giren çocukların sıbyan mekteplerine

devamı zorunludur. 4-5 yaşlarındaki çocuklar, ana-babaları isterlerse kabul olunur. 7

yaşına girip de okula gitmeyen çocukları özel memurlar, imam ve muhtarlar izleyecek

ve velileri cezalandırılacaktır. 7-13 yaş arasında olup, ailesinin geçimi için çalışması

gerekli olan çocuklar akâid-i diniye (dini bilgiler) öğrenmek için sabahları bir saat okula

geleceklerdir. Sıbyan mekteplerinin öğretim süresi 4 yıldır. Fakat gerekli bilgileri

öğrenmemiş çocuklar 3 yıldan fazla okulda tutulabilir. 7. senenin sonunda da başarı

gösteremeyenlerin devamı velilerin isteğine bağlıdır. Bkz.: Yahya Akyüz,

Tarihi

Tanzimat döneminde ilköğretim alanındaki ilk girişimlerden biri 1847 tarihli “EtfâlinTürk Eğitim, 8.Baskı, Alfa Yayınları, İstanbul:2001, s.149.

4

Balıkesir Şer’iye Sicillerinden elimizde bir kayıt vardır. Bu belgede; “Siz ki karye-i

Akdarma’da sakin ve sair kurâlarda sakin imamlar ve ahalilersiz, karyelerde olan

buğdayı hariçten bir yere vermeyip buğdayı ekmekçilere teslim edin...” denilmektedir.

Burada köylülerin ürettikleri buğdayı başka köylere vermemesi istemekte ve bu

durumdan da imamlar sorumlu tutulmaktadır. Bkz.: BŞS, nr.699, s.105.

Klasik dönemde, devletin köylerde imamları muhatap aldığına dair XVIII. yüzyıl

5

Klasik dönem Osmanlı’da köy kâhyası veya köy muhtarının vazifesini gören kişi.

239

sağlamaktaydılar. Klasik dönem Osmanlı kentlerinde ise mahalle

düzeyinde aynı görevleri imamlar yerine getirmekteydi (Çadırcı, 1991:38).

Ahalisi Hıristiyan olan köylerde, imamın yerine papaz bulunmasından

başka, bu köylerin kethüdaları da yine Hıristiyan’dı (Akdağ, 1999:36).

Ziraatçi Müslüman ve Hıristiyan halk, ister ayrı köylerde köy komşusu ister

aynı köylerde ev komşusu olarak yaşasınlar, devlet üst otoritesini kabul

etmiş olarak belli bir sosyal düzen ve barış içerisinde yaşamaktaydı.

6

İmamların köylerin idaresindeki ağırlıklı konumu Tanzimat devrine

kadar değişmeden kalmıştır. XIX. yüzyılın ilk yarısında II. Mahmut’un

başlattığı “merkezi bir devlet kurma” çalışmalarının köylerdeki en önemli

yansımalarından birisi de muhtarlık teşkilatının kurulması olmuştur

(Çadırcı, 1970). Bu döneme gelindiğinde, köylerin idaresinde imamların

yerini muhtarların aldığı görülmektedir. Daha sonraki süreçte muhtarlık

kurumunun yaygınlaşmasından sonra, imamların köylü-devlet

ilişkilerindeki rolü ikinci plana kaymaya başlamıştır. Asayişi sağlamak ve

taşradaki ayanların etkisini kırmak amacıyla kurulduğu anlaşılan

muhtarlıkların, köylerde asayişin sağlanması, vergilerin toplanmasına

yardımcı olmak, köyden şehre gitmek isteyenlere “mürûr tezkeresi” vermek

ve köyden başka mahallere devamlı yerleşmek için göç edenleri deftere

kaydedip Defter Nazırı’na bildirmek gibi görevleri vardı (Çadırcı, 1970).

Ahmet Lütfi Efendi’ye göre, muhtarlıkların kurulmasına ilk defa

İstanbul’da başlanmıştır. Yeniçeri ocağı kaldırıldıktan sonra, şehrin

güvenliğini sağlamak, vergi toplayabilmek amacıyla İstanbul’da erkek

nüfusun tespit edilmesi gerekmekteydi. Asayişin dışında nüfusun artması,

işsizlik ve serseriliğin önünün alınması için şehre giriş ve çıkışların kontrol

altına alınması ve diğer mali-mülki görevlerin yerine getirilmesi için yeni

bir kamu görevlisi gerekmekteydi. İmamların gelen gidenlerin mürur

tezkerelerini kontrolde ihmal ve yolsuzlukları görüldüğünden, her

mahalleye ahalinin önde gelenlerinden evvel ve sânî olmak üzere ikişer

muhtar tayin edilmiştir (Ahmet Lütfi Efendi, 1999:445;Ortaylı, 2000:108).

Bu da Osmanlı’da köy ve mahalle muhtarlıklarının kurulmasına

Tanzimat’tan önce başlandığını göstermektedir.

6

Seyyah Kannenberg’in gözlemine göre, bu dönemde Osmanlı köyünde ileri gelen

kişileri ise;” muhtar, köyün en zengini ve en yaşlısı (bu adama hacı olsun olmasın hacı

diye hitap edilir), gençlerden çavuş veya onbaşı (bu kişiler bu lakapları ömürleri

boyunca taşırlar. Örneğin; Hasan Çavuş, Hüseyin Onbaşı gibi), hoca (köyde okuma

yazma bilen tek kişi ki aynı zamanda camii imamlığı da yapar)dır.” Ayrıca seyyah, XIX.

yüzyıl Anadolu köylerine ait bir ilginç gözlemi de anlatmaktadır: Hemen hemen her

Türk köyünde ödemeleri tarla ürünleri olarak kabul eden Rum veya Ermeni bakkalların

olduğunu söylemektedir. Yine de, bu son gözlemin İç Anadolu köyleri için geçerli

olduğu unutulmamalıdır. Bkz.: Metin And, “19. Yüzyılda Anadolu Köyü Üzerine Bir

Yabancının Gözlemleri”,

XIX. yüzyıl sonlarında İç Anadolu köylerinden kırkı aşkın köyü ziyaret etmiş AlmanTarih ve Toplum, VI/32, İstanbul:1986, s.20.

240

Anadolu’da muhtarlıkların ilk kurulduğu yer olan Kastamonu’da

bu kuruluş, ayanların nüfuzunun kısıtlanmasında bir araç olarak

düşünülmüşse de (Çadırcı, 1970:412), yaygınlaşması imamların aleyhine

bir netice vermiştir. Ancak imamların mahalle halkına ve muhtarlara kefil

olmalarının sağlanmasıyla da, itibarlarının korunmuş olduğu

anlaşılmaktadır. Bu durum bir belgede: “...bir mahalle ahalileri birbirlerine

ve muhtarlar mahalleleri ahâlilerine ve imamlar dahi topuna kefil olarak...”

(Beydilli, 2001:12) şeklinde ifade edilmektedir.

Muhtarlık teşkilatının Anadolu’da yaygınlaşmaya başlamasıyla

birlikte imamların yapmakta olduğu yönetimle ilgili işler de (nüfus

kayıtlarının tutulması, ölümlerin kanunun ön gördüğü zaman içinde

bildirmek kaydıyla ilmühaber vermek gibi) muhtarlara devredilmeye

başlanmıştır. Nihayetinde nikah işlerinin de ellerinden alınmasından sonra

“gassallık” hizmetiyle yetinmek zorunda bırakılmalarıyla imamların büyük

geçim sıkıntısı içine girdikleri ve imparatorluğun son dönemlerinde bu

husustaki merkeze yaptıkları şikayetlerin giderek arttığı tespit edilmektedir

(Beydilli, 2001:12). Bu dönemde çağdaş bir kaynağın imamların maaşları

konusunda “200, 300, 400 kuruş maaşı ölmeye fazla ama yaşamaya

yetmez” (Beydilli, 2001:54) şeklindeki değerlendirmesinden imamların

maaşlarının da yetersiz olduğu anlaşılmaktadır.

Köylerde, muhtarların kamusal alanda görevlerini gerçekleştirirken

onlara yardımcı olan, günümüzdeki gibi bir ihtiyar heyetinin ne zaman

kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Bu konuda Çadırcı, XIX. yüzyılın

ilk yarısında ihtiyar meclislerinin varlığıyla ilgili herhangi bir kayda

rastlamadığını (Çadırcı, 197:411) bildirmektedir. Ortaylı’ya göre ise,

mahalle ve köy yönetimini yerel yönetim statüsüne kavuşturmakta büyük

bir adım teşkil eden ihtiyar meclisleri, ilk defa 1864 Vilayet Nizamnamesi

ile resmen kurulmaya başlanmıştır. İhtiyar meclislerinin ilk kurulup

çalışmaya başladığı yer de Tuna Vilâyeti olmuştur (Ortaylı, 2000:109).

Bütün bunlardan başka, köy muhtarlıklarının günümüzdeki statüsü, hala

Osmanlı vilayet sisteminin attığı temel üzerinde durmaktadır. Ne

Meşrutiyet döneminde ne de Cumhuriyet döneminde çıkarılan yasaların bu

temeli değiştirebildiğini ileri sürmek oldukça güç olacaktır (Ortaylı,

2000:111).

3. XIX. Yüzyılda Balıkesir’de İmamlar, Muhtarlar ve

Köylüler

1840’lı yıllarda Balıkesir köylerine ait temettüat defterlerinden

ismini tespit edebildiğimiz on beş köy muhtarını incelediğimizde; bunların

hepsinin rençber, yani köyde küçük miktarda tarımla uğraşan kişiler

oldukları görülmektedir (Tablo 2). Muhtarlar listesindeki lakaplardan yola

241

çıkarak, bunların dördünün hacı olduğu anlaşılmakta, dördünün köydeki

ailelerinin ismiyle, beşinin babalarının ismiyle ve geri kalan ikisinin de

kendi isimleriyle deftere kaydedildiği görülmektedir. O yıllarda hacca gidip

gelmek önemli bir servete sahip olmayı gerektirdiğinden, köy muhtarlarının

ekonomik durumlarının vasatın üstünde olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca

muhtarların lakaplarına bakılırsa, köyde ekonomik bakımdan varlıklı ve

saygın kişilerden veya ailelerden seçildiği gözlenmektedir. Örneğin

Gökköy muhtarı olan Hacı Halil, Gökköy’ün önde gelen ailelerinden

Sepetçioğullarına mensuptur. Aynı şekilde Mendehore Köyü muhtarı

Tığlıoğulları, Kılle Köyü muhtarı da Dağlıoğulları gibi köyde hatırı sayılır

ailelerden olduğu görülmektedir. Bundan başka temettüat kayıtlarındaki

yıllık gelirleri üzerinden yaptığımız gözleme göre, köyde ekonomik olarak

muhtarların imamlar ve hatiplerden çok daha iyi konumda olduğu

anlaşılmaktadır. Buna göre, Gökköy muhtarı Hacı Halil’in yıllık geliri 5

043 kuruş, Mendehore Köyü muhtarı Mehmet’in 7 520 kuruş iken

(ML.VRD.TMT., nr.7227, 1/1:191;2/4:205); Gökköy cami-i hatibi Mehmet

Efendinin 1 198 kuruş ve Mendehore Köyü imamının ise 1 760 kuruş yıllık

geliri vardır (ML.VRD.TMT., nr.7227, 2/5:191;88/198:213). Temettüat

defterlerinden öğrendiğimize göre muhtarların yıllık gelirlerine

baktığımızda, muhtarların köylerin önde gelen ve nüfuzlu ailelerinden

seçiliyor olması, bu kişilerin seçiminde liyakatin değil de, daha çok köyün

nüfuz bakımından ve Gökköy, Mendehore köyleri örneğindeki gibi,

ekonomik yönden iyi olan ailelerden olmasının etkili olduğunu söylemek

mümkündür.

XIX. yüzyıl Osmanlı köy idaresinde muhtar ve imamların yanı sıra

köyde güvenliği sağlamak, köy arazisinde hayvanların ve köy sınırları

dahilinde insanların zarar ve ziyanına engel olmak için ücreti köylü

tarafından karşılanan bir “köy kahyası” bulunmaktaydı. Nitekim Kamçılı

Köyü’nde “kara sakallı İbrahim” köylü tarafından yıllık 10 kile

ücret karşılığında köy kahyası olarak tutulduğu görülmektedir

(ML.VRD.TMT., nr.7227, 82/188:262). Bazı büyük köylerde ya da ekili

arazisi çok olan köylerde, hayvanların ekili alanlara zarar vermesine engel

olmak için köy kahyasından başka, “deştbani”

tayin edilmekteydi. Örneğin Balıkesir köylerinden Aslıhan’da “Salih oğlu

7 buğday8 adıyla bir de “kır bekçisi”

7

Kile: 4 şinik=8 kutu. Bir Balıkesir kilesi 16 okka=20, 527 kg. Bkz.: Halil İnalcık

Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi 1300-1600

Berktay, Eren Yayınları, İstanbul:2000, s.444.

, I, (Çev.)Halil

8

Mehmet Doğan,

s.127, 310. Deştbani ise, Osmanlı kırsalında ekili alanlara hayvanlarca verilecek zararı

engellemekle görevli “kır bekçisi”ne verilen isimdir.

“Deşt” kır, bozkır, çöl; “bani” koruyan, saklayan anlamına gelmektedir. Bkz.: D.Doğan Büyük Türkçe Sözlük, 16. Baskı, Vadi Yayınları, İstanbul: 2003,

242

Ahmet” deştbani tayin edilmiş ve vergiden de muaf tutulmuştur

(ML.VRD.TMT., nr.7227:285).

XIX. yüzyıl Osmanlı köy hayatında imamların ve muhtarların

görevleri bunlarla da sınırlı değildir. Köyde o yıl içerisinde askere alınacak

gençleri tespit etme işinin de imamların veya muhtarların görevi olduğu

anlaşılmaktadır. Osmanlı Devleti’nde, 1844’den beri askere alma işlemi,

istekli olarak askere yazılma ve yirmi yaşında olan veya olduğu farz edilen

gençler arasında kur’a ile yapılmaktaydı. Genellikle her aileden ancak bir

genç askere alınabilirdi. Eğer ailenin tek çocuğu varsa, bu genç askerlik

hizmetinden muaf tutulurdu (Ubicini, II:416-417). Tanzimat döneminde,

köylerde bir gencin askerlik çağına gelip gelmediğini ise genellikle köyün

imamlarının veya muhtarlarının belirlediğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Bu durumun Anadolu köylerinde yapılan antropolojik araştırmalara göre;

Cumhuriyet döneminde de aynı yöntemle devam ettiği anlaşılmaktadır

(Pierce, 2003:85-91). Bundan başka, köy ve mahalle imamlarının askerlik

hizmetinden muaf olmaları, 1826’dan itibaren kurulan yeni ordunun asker

temini ile ilgili olarak yapılan düzenlemelere kadar devam etmiştir. Bu

tarihten sonra halen görev yapan imamların askerlik yaşında olsalar dahi

askerlikten muaf olarak vazifelerine devamı öngörülürken; yeni atanacak

olanların tayinlerinde askerlik yaşını geçmiş olmaları şartı aranır hale

gelmiştir (Beydilli, 2001:67).

Balıkesir köylerine ait temettüat kayıtlarını incelediğimizde

imamlardan başka bazı köylerde hatipler de bulunmaktadır. Hatipler, dînî

bilgi yönünden imamlardan daha ileri seviyedeki kişilerdir ve sadece Cuma

namazını kıldırmakla görevlidirler. Bu yönüyle, bir köyde hatibin varlığı, o

köyde Cuma namazının kılındığını, dolayısıyla da o köyün büyük bir köy

olduğunu göstermektedir.

içinde; Çitnehor, Çağış, Çandır, Persi, Gökköy, Karamanköy, Kocaavşar,

Atanos, Mestevra, Yakupköy, Paşaköy ve Bayındır köylerinde birer hatip

bulunması sebebiyle bu köylerin Cuma namazı kılınan ve büyük köylerden

olduğunu söyleyebiliriz. Bu köylerden Bayındır, Persi ve Mestevra’nın

haricinde, diğerlerinin hane sayıları ve tahmini nüfuslarını gösteren tabloya

baktığımızda bu tespitin doğru olduğu görülecektir (Tablo 1). Ayrıca

Akçaköy ve Eftelle köylerinde, diğer köylerden farklı olarak, iki imamın

9 Buna göre Balıkesir’de incelediğimiz köyler

9

Bunlardan ikisi şehrin iki önemli camisi Zağnos Paşa Camisi ve Cami-i Atik (Yıldırım

Camii), diğeri ise Paşaköy’deki camidir. Bkz.: Sezai Sevim, “XVI. Yüzyılda Balıkesir

Şehri ve Nüfusu Hakkında Bazı Bilgiler”,

İstanbul:1993, s.72. Ayrıca XVI. yüzyılda Anadolu’da Cuma namazı kılınan diğer yerler

ve bu yerlerin gösterildiği bir harita için bkz.: Suraiya Faroqhi, “A Map of Anatolian

Friday Mosques (1520-1535)”,

s.161-173.

XVI. yüzyılda Balıkesir şehrinde toplam üç yerde Cuma namazı kılınmaktaydı.Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, Sy.82,The Journal of Ottoman Studies, Sy.IV, İstanbul:1981,

243

görev yaptığı görülmektedir. Buna göre Akçaköy’de Süleyman Efendi ve

Mustafa Efendi (ML.VRD.TMT., nr.7227, 1/1:58;28/83:60) ve Eftelle

Köyü’nde ise, Ahmet Efendi ve Emiroğlu Hafız Halil Efendi

(ML.VRD.TMT., nr.7227, 1/5:115;3/7:115) imam olarak görev

yapmaktadır. Eftelle’nin hane sayısı yönüyle büyük köyler arasında

değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, Akçaköy için böyle bir durum

söz konusu değildir. Buna rağmen diğerlerinden farklı olarak, her iki köyde

de iki imamın görev yapmasının sebebini açıklamaya defterlerden elde

ettiğimiz bilgiler yeterli gelmemektedir. Bununla birlikte her imamın aktif

olarak imamlık yapmayabileceği, mütekaid

oturup başka bir yerin imamlığını yapabileceği de unutulmamalıdır.

10 olabileceği veya o köyde

Tablo 1. 1840’lı Yıllarda Balıkesir Köylerinin Bazılarının

Hane Sayıları ve Tahmini Nüfusları

Köyler Hane Sayısı Tahmini Nüfus

Gökköy 103 515

Mendehora (Balıklı) 108 540

Ziyaretli 30 150

Çobanlar 44 220

Çayırhisar 45 225

Kabaklı 11 55

Kesirven (Akçakaya) 40 200

Kamçılı 86 430

Karamanköy 55 275

Aslıhan 23 115

Kavaklı 13 65

Çağış 44 220

Atköy 11 55

Aslıhantepeciği



Cep Telefonu
BALIKESİR
Programı...
» BALIKESİR ile ilgili
önemli telefon ve
bilgiler...
» BALIKESİR firmaları...
» Cebinize Ücretsiz Yükleyin...
» Sizde programa bilgilerinizi girin
Bilgi ve yüklemek için tıklayın  




29 145

Akçaköy 50 250

Çinge 18 90

Atanos (Ovaköy) 57 285

Yakupköy 59 295

Çandır 66 330

Eftelle (Pamukçu) 93 465

Halalca 80 400

Nergis (Çiçekpınarı) 65 325

Paşaköy 39 195

Kocaavşar 176 880

10

Tekaüt olan, emekli.

244

Tablo 2. 1840 Yılında Balıkesir’de Bazı Köylerin Muhtarlarının

Adları ve Meslekleri

Köyün Adı Muhtarın Adı Mesleği

Akçakısrak Kürtoğlu Osman Rençber

Akçaköy İsmail oğlu Karadana Rençber

Aslıhan Halil oğlu Ali Rençber

Bayat Bilal oğlu Mehmet Rençber

Bereketli Hasan oğlu Mehmet Rençber

Çayırhisar Karaismail oğlu Hasan Rençber

Çayüstü (Kılle) Dağlıoğlu Halil Rençber

Çinge İmamoğlu İdris Rençber

Çobanlar Hacı Mehmet Rençber

Çölmekçi Halil Ağa Rençber

Eftelle (Pamukçu) Hacı Süleyman Rençber

Gökköy Sepetçioğlu Hacı Halil Rençber

Kocaavşar Hacı Bekir oğlu Hacı Ömer Rençber

Mendehore (Balıklı) Tığlıoğlu Mehmet Rençber

Taşköy Rençber Halil Rençber

Temettüat kayıtlarından gözlemlediğimiz bir diğer husus da,

köylerde fakir, sabi, yetim, âmâ, divane, amelmânde

ihtiyar, dul kadın, divane olanlardan başka köy imamı, muhtarı, kiziri,

hatibinden de vergi alınmamasıdır. Bununla birlikte bazı köylerdeki muhtar

ve imamlardan vergi alındığı anlaşılmaktadır. Nitekim, Mendehore Köyü

muhtarı ve imamı ile, Eftelle Köyü muhtarından vergi alınmıştır

(ML.VRD.TMT., nr.7227, 2/4:205;88/194:213;2/1:115). Burada sayım

sırasında muhtarlar ve imamlardan vergi alınıp alınmamasında kriter olarak

neyin esas alındığını temettüat kayıtlarından çıkarmak mümkün değildir.

Köylerin nüfus yapısını Barkan’ın “bir Osmanlı hanesinin beş kişi

olduğu” (Barkan, 1953;Göyünç, 1979) kuramını esas alarak

incelediğimizde; 24 köy içerisinde en kalabalık köyün 176 hane ve 880

tahmini nüfus ile Kocaavşar olduğu görülmektedir (Tablo 1). Hane sayısı

yönünden diğer beş köyün büyüklük sırası ise şöyledir: Mendehore,

Gökköy, Eftelle, Kamçılı, Halalca. Bununla birlikte sırasıyla Atköy,

11, talebe, asker,12 ve

11

İşten güçten düşmüş insan.

12

Bkz.: Türk Dil Kurumu, Türkçe Sözlük, Ankara:2005, s.1190.

“Kizir”in anlamı, köy muhtarı yardımcısı; köy kâhyası; köy bekçisi veya aza demektir.

245

Kabaklı ve Kavaklı köylerinin de, nüfus sayısı en düşük köyler olduğu

anlaşılmaktadır (Grafik 1).

Grafik 1. 1840'lı Yıllarda Balıkesir Köylerinden Bazılarının Hane

Sayıları ve Tahmini Nüfusları

112233445566778890000000005555555550000000000000000000

Gökköy

Ziyaretli

Çayırhisar

Kesirven

Karaman

Kavaklı

Atköy

Akçaköy

Atanos

Çandır

Halalca

Paşaköy

K ö y l e r

Hane Sayısı ve Tahmini Nüfus

Hane Sayısı

Tahmini Nüfus

Balıkesir’de incelediğimiz saha içerisindeki köylerden bir kısmının

isimleri Cumhuriyetin ilk yıllarında “yer adlarının Türkçeleştirilmesi”

çalışmaları sırasında değiştirilmiştir. Buna göre inceleme sahamızdaki adı

değişen köyler ve yeni adlarına baktığımızda şöyle bir tablo ortaya

çıkmaktadır; Atanos-Ovaköy, Mendehore-Balıklı, Çitnehor-Büyük

Bostancı, Çitnehor Tepeciği-Küçük Bostancı, Eftelle-Pamukçu, İrvanaİkitepe,

Kesirven–Akçakaya, Kılle-Çayüstü, Mestavra-Bereketli, NergisÇiçekpınar,

Okuf-Esenli, Persi-Değirmenli, Urbut-Yazören olduğu

görülmektedir (Akkuş, 2001). Adı geçen köylerin isimleri değişmiş

olmasına rağmen kişisel gözlemlerimiz, köylüler arasında hâlâ eski

isimleriyle anılmaya devam ettiklerini göstermektedir. Yer isimlerinin

değiştirilmesi sırasında adı Türkçe olduğu halde ismi yine de değiştirilen

köylere de rastlamak mümkündür. Örneğin 1840’lı yıllarda Kepsut

Kazası’na bağlı bir köy iken, günümüzde Balıkesir’in Dursunbey ilçesine 5

km mesafedeki merkez köylerden ve Oğuz boylarından birinin adı olan

Dodurga köyünün ismi “Hacı Ömerler” şeklinde değiştirilmiştir

(ML.VRD.TMT., nr.8388:145). Diğer taraftan inceleme sahamızdaki

köylerin bazılarının isimlerinin Türkçe olmadığı göze çarpmaktadır. Durum

böyle olunca, buralarda gayrimüslimlerin de yaşamakta olduğu akla

gelmektedir.

İncelediğimiz temettüat defterinde sadece Müslüman nüfusun mal

varlığı kayıtlı olduğundan, köylerin gayrimüslim sakinleri hakkında bir

bilgiye ulaşmak mümkün değildir. Bununla birlikte Başbakanlık Osmanlı

Arşivi’nde yaptığımız araştırmalar, Balıkesir köylerinin bir kısmında Rum

246

ve Ermeni nüfusun yaşamakta olduğunu göstermektedir (Arslan, 2004).

Köylerde Müslüman ve gayrimüslim nüfus birlikte yaşamaktaydı. Bundan

başka gayrimüslimlerin bazılarının kendi dinlerini bırakarak İslamı tercih

ettikleri de görülmektedir. Balıkesir kadı sicillerinden öğrendiğimize göre;

Bosna Kazası’nın Çepni köyünden olan iki Hıristiyan kadın (birinin adı

Mariya diğerinin ismini okumak mümkün olmamıştır) Balıkesir’in

Çayırhisar köyünde bulunmaktayken Balıkesir kadısına müracaat ederek

Müslüman olmuşlardır. Birisi Meryem diğeri Hatice isimlerini alan

mühtedilerin Çayırhisar’a ne amaçla ve nasıl geldikleri konusunda herhangi

bir bilgi verilmemiştir (BŞS, nr.739:94). Bundan başka Paşaköy temettüat

defterinde “orta boylu az kırca sakallı mühtedi Mehmet veled-i Abdullah”

(ML.VRD.TMT., nr.7227, 21/56:166) şeklindeki kayıttan, bu kişinin ihtida

ederek Müslüman olduğunu ve Mehmet ismini aldığını öğreniyoruz.

Elimizdeki verilerden Balıkesir köylerinde Müslümanlarla gayrimüslim

nüfusun iyi ilişkiler içinde olduğu sonucuna ulaşmak da mümkündür.

Aslıhan Köyü temettüat kayıtlarında “Madenci Nikola” isimli

gayrimüslimin, kendine ait iki adet ineği “köy muhtarı Halil oğlu Ali”ye

emanet ettiği görülmektedir (ML.VRD.TMT., nr.7227, 3/3:284). Bu bilgi,

köyde yaşayan Müslüman ve gayrimüslim nüfusun birbirine güven

duyduğunun göstergesidir. Ayrıca, Balıkesir köylerine ait cizye

defterlerinden öğrendiğimize göre, Müslüman köy sakinleri de hayvanlarını

gayrimüslim sığırtmaç ve çobanlara teslim etmekten asla çekinmemişlerdir.

Balıkesir şer’iye sicillerini incelediğimizde, kadı huzurunda

görülen davalarda köy imamlarının şühûdü’l-hâl içerisinde ilk sırada yer

aldığını görmekteyiz. Bu konuda Balıkesir şer’iye sicillerinden örnekler

vermek gerekirse:“...şühûdü’l-hâl imam-ı karye Mustafa Efendi...”,

“...şühûdü’l-hâl Zeynelabidin Efendi...”, “...şühûdü’l-hâl imam-ı karye

Yakup Efendi...” (BŞS, nr.746:3). Buradan, imamların bulundukları

mahalde, gerçekten köylü halk tarafından güvenilir ve sözüne itibar edilir

kişiler olarak algılandığı sonucuna varmak mümkündür. Çünkü, Osmanlı

adalet mekanizmasında şühudü’l-hâlin, toplumca doğruluğundan şüphe

edilmeyen, toplumda itibar sahibi ve güvenilir kimselerden seçildiği

bilinmektedir.

4. Sonuç

Muhtarlık teşkilatının, Osmanlı döneminde kuruluşundan bu yana

çok büyük bir değişikliğe uğramadığı anlaşılmaktadır. Çünkü 1924 yılında

çıkarılan “köy kanunu”nu incelediğimizde muhtarlar için çizilen genel

konumun, bu kuruma XIX. yüzyılın ilk yarısından beri tanınan yetki ve

sorumluluklardan çok da farkı bir şeyler getirmediği görülmektedir (Aytaç,

2004). İncelediğimiz dönemde Balıkesir köylerinde muhtarların daha çok

247

köyün önde gelen ve hatırı sayılır, hepsinden de önemlisi varlıklı

ailelerinden seçildiği tespit edilmiştir. Temettüat kayıtlarından

öğrendiğimize göre, imamların yıllık gelirleri muhtarlara göre çok daha

düşüktür. Anadolu’da muhtarlıkların yaygınlaşmasıyla muhtarlar, köylerde

vergilerin toplanması, mürur tezkeresinin verilmesi, doğum ve ölüm

kayıtlarının tutulması gibi konularda köylü ile devlet arasındaki irtibatın

sağlanmasında etkili ve yetkili isimler olmuşlardır. XIX. yüzyıl Osmanlı

Devleti’nde muhtarlıkların kuruluşu, devletin taşrada yaşayan halka bakış

açısındaki değişimin bir yansıması olduğu kadar; Osmanlı Devleti’nin

merkezileşme çabalarının da bir sonucu olarak algılanmalıdır. Bununla

birlikte muhtarlıkların kuruluşu klasik dönemden beri Osmanlı resmi

ideolojisinin ülkenin en ücra köşelerinde temsilcisi konumunda olan

imamların yetkilerini sınırlandırmıştır. Bu durum, imparatorluğun son

zamanlarında imamlarla muhtarlar arasında bazı problemlerin yaşanmasına

da sebep olmuştur. Osmanlı mahkeme kayıtlarına yansıdığı kadarıyla,

köyde bireyler arasında çıkan problemlerde şahit olarak ilk sırada

imamların bulunması, bu kişilerin geniş bir toplumsal kabule sahip

olduklarını göstermektedir.

Sonuç olarak, Osmanlı Devleti’nin klasik dönemde ülkenin en ücra

köşesine imamlar aracılığıyla, reformlar çağı XIX. yüzyılda ise Osmanlı

yerel yönetiminin en küçük yönetim birimi konumdaki muhtarlıklar ile

ulaştığını söylemek hiç de yanlış olmasa gerektir.

KAYNAKÇA

1. Arşiv Kaynakları

Başbakanlık Osmanlı Arşivi

Temettüat Defterleri: ML.VRD.TMT., nr. 7227; nr.8388.

Balıkesir Şer’iye Sicilleri

BŞS, nr. 699; nr. 739, nr. 746.

2. Kitap ve Makaleler

Ahmet Lütfi Efendi, 1999,

Yazıya Aktaran: Yücel Demirel-Tamer Erdoğan, İstanbul: Yapı

Kredi Yayınları.

Mustafa Akdağ, 1999,

Barış Kitabevi.

Tacettin Akkuş, 2001,

Balıkesir: Zağnos Kültür ve Eğitim Vakfı Yayınları Nr. 8.

Yahya Akyüz, 2001,

Yayınları.

248

Metin And, 1986, “19. Yüzyılda Anadolu Köyü Üzerine Bir Yabancının

Gözlemleri”,

İsmail Arslan, 2004, “Osmanlı İmparatorluğu’nda Müslümanlarla Gayri

Müslimlerin Birlikte Yaşama Tecrübesine Anadolu’dan Bir

Örnek: Balıkesir”,

Yayınları, s.91-111.

Fethi Aytaç, 2004,

Ankara: Seçkin Yayıncılık.

Ömer Lütfü Barkan, 1953, “Tarihi Demografi Araştırmaları ve Osmanlı

Tarihi”,

Kemal Beydilli, 2001,

Günlüğü

____________, 2000, “İmam”,

Musa Çadırcı, 1991,

Ekonomik Yapıları

Musa Çadırcı, 1970, “Türkiye’de Muhtarlık Teşkilatının Kurulması

Üzerine Bir İnceleme”

D. Mehmet Doğan, 2003,

İstanbul: Vadi Yayınları.

Suraiya Faroqhi, 1981, “A Map of Anatolian Friday Mosques (1520-

1535)”,

173.

Nejat Göyünç, 1979, “Hane Deyimi Hakkında”,

İstanbul, 331-343.

Halil İnalcık, 2000,

1300-1600

İlber Ortaylı, 2000,

1880)

Joe E. Pierce, 2003,

İstanbul: Epsilon Yayınları.

Sezai Sevim, 1993, “XVI. Yüzyılda Balıkesir Şehri ve Nüfusu Hakkında

Bazı Bilgiler”,

İstanbul, s.69-81.

Türk Dil Kurumu, 2005, Türkçe Sözlük, Ankara.

M.A. Ubicini, t.y.,

Tercüman 1001 Temel Eser Nr. 64.

Vakanüvîs Ahmet Lûtfî Efendi Tarihi II-III, YeniTürkiye’nin İktisadi ve İçtimai Tarihi, II, Ankara:Tanzimat Başlarında Balıkesir Kazası (1840-1845),Türk Eğitim Tarihi, (8. Baskı), İstanbul: AlfaTarih ve Toplum, VI/32, İstanbul, s.18-23.Bitek Kent: Balıkesir, İstanbul: Yapı KrediAçıklamalı Köy Kanunu, Köy İdaresi Hakkında Bilgiler,Türkiyat Mecmuası, C. X, İstanbul, s.1-26.Osmanlı Döneminde İmamlar ve Bir İmamın, İstanbul: TATAV Yayınları.DİA, XXII, İstanbul, s.178-186.Tanzimat Döneminde Anadolu Kentlerinin Sosyo-, Ankara: TTK Yayınları.Belleten, XXXIV/135, Ankara, s.409-420.Doğan Büyük Türkçe Sözlük, (16. Baskı),The Journal of Ottoman Studies, Sy. IV, İstanbul, s.161-Tarih Dergisi, Sy. 32,Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, I, (Çev.) Halil Berktay, İstanbul: Eren Yayınları.Tanzimat Devrinde Osmanlı Mahallî İdareleri (1840-, Ankara: TTK Yayınları.Bir Türk Köyünde Yaşam, (Çev.) Zeycan Sarıhacıoğlu,Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, Sy. 82,Türkiye 1850, II, (Çev.) Cemal Karaağaçlı, İstanbul:

3. Kişisel Görüşme

İsmail Kırbaş, Doğum Tarihi: 1340, Yaş: 80, 26.05.2004. Yer: Selimağa

Köyü’ndeki evi.

Türkmedya.com TEMSİLCİSİ Olmak için Lütfen Tıklayın »


HABERİ ARKADAŞINA GÖNDER
Haberi Yazdır
Arkadaşının Mail Adresi YORUMLAR
Yorum Ekle Tüm Yorumlar



DİĞER KÖY HABERLERİ
DURAN YÜRÜMEZ AMELİYAT OLDU
Duran SAKARYA
VEFAT EDENLER
BETON YARDIMI
ARPALI'dan göçenler
SÜNNET DÜĞÜNÜ
AĞLAN KÖYÜ
Çamdibi Köyü Köy içi yolbeton parke yapılması
Mardin soba borusuyla kurtuldu

BALIKESİR İŞ İLANLARI
 
  BALIKESİR ilinde; Firma Eleman, Aday İş Arıyor   Sitede    Sitede Değil 
 • İş Ara , İş Bul     • Tüm BALIKESİR İlanları     • Eleman Ara     • İlan Yayınla • Sitene Ekle 

1.922.988  ÜYE  
Email:
Şifre:
ÜYE OL  |  Şifremi Unuttum

En Çok Okunan
KÖY Haberleri
Kars merkez mezrea kö..
Kıran köyü..
Hacımercan spor da ma..
Uğrak köyü yeni cami ..
Düzce/çilimli/topçula..
Kırşehirde siyaset kı..
Asker alımları başlad..
Çakır köyü tarihçesi..
21.yüzyıldaki ayıp..
Gençliğin daha başlan..
Balçeşme..
Sivri köyü internet s..

BelediyeMeydani.Com Bir İnternet Holding A.Ş. İştirakidir. © Copyright 1996 - 2008