BİLECİK
Perşembe, 08 Ocak 2009
Turkmedya.com Google 
Anasayfa |  Sitene Ekle |  Üye Girişi |  Künye | İletişim  
Bilecik Ana Sayfa
İLÇELER
KATEGORİLER
Anasayfa
Belediyeler
Çevre
Eğitim
Ekonomi
İş-Kariyer
KOBİ
Kültür/Sanat
Magazin
Medya
Polis/Adliye
Röportaj
Sağlık
Şirketler
Siyasi Partiler
Spor
Yaşam

Almanya
Hollanda
Fransa
Kıbrıs
Ülke Seçiniz
Add to Google
Add to Google
Ertuğrul Gazi'yi Anma
Yazı boyutu            
BİLECİK (İHA) - Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Söğüt Şenlikleri'nde konuşan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Osmanlı'nın boşalttığı topraklarda bugün kan ve gözyaşının hakim olduğuna dikkat çekerek, sevgi ve hoşgörü kültürünü yeniden tesis etmemiz gerektiğini söyledi. Türkiye'nin enerjisini kavga ederek harcamak yerine dışarıya yöneltmesini isteyen Gül, "Türkiye'nin geleceğinin çok aydınlık ve parlak olacağına kuvvetli şekilde inananlardanım. Problemlerimizi büyütmeden konuşarak çözme kabiliyetine sahibiz.
Halkımızın başını dik tutmak için atalarımızın yolundan gideceğiz" dedi.
Bu yıl 727.'si yapılan Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Söğüt Şenlikleri'ne yurdun değişik yerlerinden binlerce insan katıldı. Törende konuşan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Neredeyse 8 asır önce Ertuğrul Gazi'ye kışlak olarak bağışladıkları Söğüt'te sizleri selamlarken inanılmaz bir heyecan içindeyim. Emeği geçen ve bu geleneği sürdüren herkese şükranlarımı sunuyorum. Biz bugün 727. Söğüt Şenlikleri için buradayız. Hepimiz açısından burasının önemi çok büyüktür. Tarihimizi gözden geçirmek, ders almak, geleceğe
bakmak için güzel bir fırsattır. Ertuğrul Gazi halk tarafından sevilen bir kişiydi. Hıristiyanlar da onu çok seviyordu, hatta vefat ettiğinde, kendi mallarından onun adına kurulan vakıflara bağışlar yapmışlardı. Orta Asya'dan bir Türk boyu gelmiş, tam burada bulunduğumuz topraklara yerleşmiş. Osman Gazi Orhan Gazi'ye diyor ki, 'Oğlum, ben buraya küçük bir karınca gibi geldim'. Anadolu beyliklerin en küçüğü olan Osmanlı, diğer beyliklerden farklı olarak, hep Bizans'a karşı savaşarak, Rumeli'ye yönelmiş.
Zaruret olmadıkça kendi soydaş ve dindaşına karşı asla silah çekmemiş. Orta Asya'dan akan Türkmen enerjisini bir biriyle mücadele etme yerine, dış hedeflere yöneltmiş, bu sayede Anadolu'daki bu büyük enerji bir sinerji doğurmuş. Osmanlı'nın en büyük özelliği, kendi içinde asla bir mücadeleye girmemiş, bu sinerji Osmanlı'yı Avrupa'da fetihlerle büyütürken, Anadolu'daki ahalinin gönlünü fethetmesine yol açmıştır. Bu örnek, bugün de geçerlidir. Türkiye, bugün büyük bir dinamizme ve enerjiye sahiptir. Bu
enerjiyi bir birimizle kavga ederek harcama yerine dünya şekillenirken dışarıya yöneltmek önümüzü açacaktır. Enerjimizi kendi aramızda boşa harcarsak, o kadar çok daha sonra tedavisi mümkün olmayan çıkarlarımızdan fedakarlık etmiş olacağız. Ne yapıp yapıp, bundan 700 yıl önce olduğu gibi, enerjimizi kendi içimizde değil, dışa doğru yöneltmemiz gerekir" diye konuştu.
Gül, bugünkü fetihlerin, iktisatta, bilimde, sanatta, hukukta ve demokraside gösterdiğiniz başarılarla, insan hak ve hukukuna gösterilen değerle ölçüldüğüne işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Aramızda anlaşmazlıkların olması gayet tabiidir, açık toplum olmanın gereğidir. Mühim olan nokta, bu tartışmaların meşru sınırlar içinde yapılmasıdır. Bu bakımdan demokratik sistemin, hukuk sistemi ve anayasal sistem içinde işlemesi fevkalade önemlidir. Yeniden tarihe dönecek olursak, Anadolu'da Selçuklu'nun mirası olan Osmanlı'lar, Balkanlar'da genişledikten sonra Anadolu'da milli birliği kurmuştur. Zaten kalpleri fethettikten sonra milli birliği oluşturmak zor olmamıştır. Osmanlılar, üç kıtada,
Akdeniz havzasında hak ve adalete dayanan, Türk ve İslam tarihinde şanlı bir yer almışlardı. Büyük devlet kuran, iklimler fetheden hükümdarlar, komutanlar geçmiştir. Ancak bu şahsiyetler öldükten sonra devletleri de dağılıp gitmiştir. Ama Ertuğrul Gazi'nin oğlu Osman Gazi'nin halisane kurduğu teşkilat 600 yıl yaşayacak bir devlete temel olmuştur. Bu cihan imparatorluğu, öyle değme topraklarda değil, Balkanlar, Doğu Avrupa, Kafkaslar, Orta Asya ve Kuzey Afrika gibi dünyanın en mühim, en sorunlu
coğrafyalarına yayılmıştır. Üç beş kabile barındıran toplarlar yerine, büyük medeniyetlerin kurulup yıkıldığı, dünyanın en kalabalık ve zor bölgelerini yönetmiştir. Bugünkü Osmanlı'nın boşalttığı bu stratejik bölgenin tamamında huzursuzluklar vardır, göz yaşı vardır. Bugünkü devlet adamlarının gözünde giderek Osmanlı barışının anlamı çok daha fazla yerini almaktadır. Bugün ilim adamları, Osmanlı'nın, kanayan yara olan bu bölgeleri nasıl yönettiklerine hayret etmektedir. Aslında bunun sebebi çok
basittir. Cengiz Han, İskender ordularıyla büyük fetihler yapmış, fakat sistemlerini tesis edemedikleri için devletleri dağılmıştır. Türkler, sistemli işleyen, adalete dayanan bir devlet kurma konusunda gerekli olan birimi tarihlerinde, kültürlerinde bulmuşlar ve yerleştirmişlerdir. Orta Asya'da yetişen Türk kültürünü Müslüman olduktan sonra zenginleştiren Osmanlı, kendine güvenmiş, Anadolu, Mısır ve Mezopotamya kültürleriyle ilişkiye girmekten asla çekinmemiştir. Bu sayede medeniyetlerini zenginleştiren
Türkler, yönetimlerinin temeline hoş görüyü koymuş, farklı dinlerden insanların huzur içinde yaşamasını sağlayan bir sistem kurmuş, böylece Türkler, Ermeniler, Yahudiler, Rumlar ve daha bir çok halklar, hep beraber asırlarca bu topraklarda huzur içinde yaşamışlardır. Ama bugün devletler millet fikri etrafında etrafından şekillenmeye başlamış ve Osmanlı gibi imparatorluklar ömrünü doldurmuştur. Osmanlı'nın hüküm sürdüğü çetin bir coğrafyanın bağrından, Balkanlar'daki evladı fatihanlarımızdan yetişen Mustafa
Kemal'in önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarak temiz bir sayfa açtık. Eski kavgalar, hesaplar, kinler unutulup, iyi komşular olalım, bir birimizin toprağına tamah etmeyelim dedik. İşte Atatürk'ün ortaya koyduğu yurttu sulh, cihanda sulh bu anlayışın temelini oluşturdu."
"Bugün bu sevgi ve hoşgörü kültürünü yeniden sağlamak zorundayız" diyen Gül, "Ülkemizi yüceltmenin yolunu aramalıyız. Düşmanlıklar, kin ve garezle kapana kısılmış bir Türkiye yerine, tam tersine inisiyatifi ele alan, çevresini de gözeten büyük bir devlet olduğumuzun farkına varmalıyız. Osmanlı hükümdarlarının hayatlarına bakınca insanın gözleri yaşarıyor. Mütevazı, halkın içinde, halkla beraber, onlara iyilik yapan müessesler kuran insanlar olmuşlar. Osman Gazi'nin hayatı ibretliktir. Aslında bunun
altında Ertuğrul Gazi'nin, insanı yaşat ki devlet yaşasın felsefesi vardır. Devleti ebed ve müddet kılmak için insana öncelik verdiler. İnsanın sadece maddi değil, manevi varlığına da önem verdiler, onun için örnek oldular, herkesin kalbini ve gönlünü kazandılar, sevgisini elde ettiler" diye konuştu.
Gül, "Bu


Cep Telefonu
BİLECİK
Programı...
» BİLECİK ile ilgili
önemli telefon ve
bilgiler...
» BİLECİK firmaları...
» Cebinize Ücretsiz Yükleyin...
» Sizde programa bilgilerinizi girin
Bilgi ve yüklemek için tıklayın  
asır, birlik asrıdır. Küreselleşme tek bir dünya tek bir aile diyerek bütün insanlığı aynı kültür altında birleştirmeye çalışırken, kendi içimizde bir birimize düşmek, asla ve asla bize yakışmaz. Farklılıklarımız daima bizim zenginliğimiz olacaktır. Bir birimize daima saygı göstermek durumundayız, bir birimize saygı göstermezsek başkalarının bize saygı göstermesini asla bekleyemeyiz. Bu milletin mayasında olan sevgi ve saygıyı daime öne çıkarmalıyız. Ertuğrul Gazi'nin ve Osman Gazi'nin
öğütlerinin asla aklımızdan çıkarmamalıyız. Bütün enerjimizi, Türkiye'yi muasır medeniyetlerin üzerine çıkarmak için seferber etme günüdür. Köklü reformları yapmak, milli bünyemizi güçlendirmek, halkımızın refahını artırmak için seferber olma günüdür. Bunu el birliğiyle yapacağımıza inancım tamdır. Ben hiç bir zaman Türkiye'den geleceğinden karamsar olmadım. Türkiye'nin geleceğinin çok aydınlık, çok parlak olduğuna kuvvetli bir şekilde inananlardanım. Türk milleti, Türk gençliği bunu başaracaktır.
Biz problemlerimizi büyültmeden, konuşarak onları çözme kabiliyeti gösterecek, halkımızın başını çok daha dik tutmak için atalarımızın yolundan gideceğiz. Bu toprakları vatan yapan, zor günlerde kurtaran, bize emanet eden gazilerimize şükran ve minnet duygularımızı tekrarlıyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
Şenliklerde bir konuşma yapan Bakan Sait Yazıcıoğlu ise, "Ertuğrul Gazi'nin aziz hatırasını anma, tarihi mirasımıza sahip çıkmak için buradayız. Bu birlik ve beraberlik ateşi sonsuza kadar yanacak ve bu ışıkla geleceğimiz aydınlanmaya devam edecektir. Osmanlı'nın en büyük farkı diğer medeniyetleri yok ederek değil onları kendi bünyesinde yaşatabilmesidir. Farklı dinlere inanan, farklı diller konuşan on milyonlarca insan Osmanlı medeniyetinin kuşatıcılığı içinde barış ve huzur içinde yaşamıştır" dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da, şenlikte yaptığı konuşmada, "Ertuğrul Gazi'yi göğsümüz kabararak anıyoruz. Ertuğrul Gazi'nin başlattığı yolda tüm dünya tarihini etkileyen bir imparatorluğun nasıl şekillendiğini hepimiz biliyoruz. Osmanlı İmparatorluğu anlamının dünya tarafından doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi hala başarılamamıştır. Osmanlı İmparatorluğu, askeri organizasyon olmanın yanı sıra toprak işleme organizasyonudur. Toplumsal örgütlenme organizasyonudur. Manevi değerleri, ahlak
sistemini ortaya koyan bir imparatorluktur. Osmanlıncın kurulduğu topraklarda Yunus Emre'ler, Mevlanalar, Hacı Bektaşi Veliler yetişmiştir. Yani Osmanlı sadece askeri güç değil, hak duygusu, hoşgörü anlayışıdır. Bunlar olmadan Osmanlının anlaşılması mümkün değildir. Anadolu'dan Malazgirt Zaferiyle girdikten sonra 20 yüzyılda da bu toprakları korumak için ölüm kalım savası vermişiz. Bu başarıdan sonra Ay Yıldızlı bayrağı dalgalandırıyoruz. Bu millet yeni sınavlar karşısında da kimliğini, bütünlüğünü ayakta
tutacaktır. Ekonomin olmazsa bu topraklarda yaşatmazlarsa seni. Başını dik tutmak için karnı tok, sırtı pek toplum olduğumuzu göstermemiz gerekir. Yetim hakkı yememek, hukuk bilmek, ahlakla bunların olabilir ancak. Osmanlı esnafla bütün olduğu için, ekmek verdiği için uzun süre yaşamıştır. Biz de bunları başarmak zorundayız" diye konuştu..
Baykal, konuşmasının sonunda Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye yaptığı nasihati de okudu.
Ülkenin çeşitli yerlerinden binlerce vatandaş ile çok sayıda yetkilinin katıldığı şenlikler bayram havasında geçerken, Bilecik Valisi Musa Çolak, Cumhurbaşkanı Gül'e Yörük poşusu bağladı

BİLECİK Türkmedya.com TEMSİLCİSİ Olmak için Lütfen Tıklayın »


HABERİ ARKADAŞINA GÖNDER
Haberi Yazdır
Arkadaşının Mail Adresi YORUMLAR
Yorum Ekle Tüm Yorumlar



DİĞER YAŞAM HABERLERİ
Cihan Alemdar'a ceza tebliği
Saldırılar Bartın'da kınandı
Saldırılar Bartın'da kınandı
Boğday'ın 'Tövbesi' kabul edildi
Sivil Savunma Müdürlüğünden açıklama
Filistin'e yardım kampanyası
Eylemde İsrail bayrakları ateşe verildi
Nazım Hikmet'in anıt mezarı
Kamil Çolak bugün görevine başladı


BİLECİK İŞ İLANLARI
 
  BİLECİK ilinde; 5 Firma Eleman, 5.120 Aday İş Arıyor   Sitede    Sitede Değil 
 • İş Ara , İş Bul     • Tüm BİLECİK İlanları     • Eleman Ara     • İlan Yayınla • Sitene Ekle 

3.259.909  ÜYE  
Email:
Şifre:
ÜYE OL  |  Şifremi Unuttum

BelediyeMeydani.Com Bir İnternet Holding A.Ş. İştirakidir. © Copyright 1996 - 2008