www.Turkmedya.com
Perşembe, 24 Nisan 2014
Turkmedya.com Google 
Anasayfa |  Sitene Ekle |  Üye Girişi |  Künye | İletişim  
İL PORTALLARI

Almanya
Hollanda
Fransa
Kıbrıs
Ülke Seçiniz

Add to Google
Add to Google
Murat YETKİN  -  Radikal
myetkin@radikal.com.tr
Yazı boyutu            
MİT'te neler oluyor?

 

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Son zamanlarda basında, özellikle de hükümete yakın duran basında Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) üzerine çıkan haberle ve haberlerin içeriği, Teşkilat içinde belli bir hareketliliğin artık su üzerine çıkmaya başladığına işaret ediyor. Her dönem böyle olmuştur; bu kural değişmiyor.

Bu durumun, en son örneği Sabah gazetesinde 21 Ocak’ta yayınlanan “MİT’te büyük revizyon” haberi üzerine dün MİT tarafından yapılan yazılı açıklama oldu.

Asında benzeri bir haber aynı gün Yeni Şafak’ta da vardı, ama belki daha ayrıntılı olduğu için MİT Sabah’ın haberi üzerine açıklamayı tercih etmişti.

Sabah gazetesinde şu unsurlar yer alıyordu: MİT’in en kıdemli kadın personeli olan müsteşar yardımcısı yakınlarda emekli edilmişti. Bu işlemden sonra AG’nin, Kamu Personel Seçme Sınavı’nda (KPSS) 80’in altında not almış olduğu halde MİT’e alınan yakınları da Teşkilat’tan uzaklaştırılmıştı. MİT’te artık nepotizme, yani kayırmacılığa izin verilmeyecekti. Haberde gerçekten derin kaynaklara dayandığı belli olan bilgiler vardı: Dört yeni müsteşar yardımcılığına kimlerin, hangi görevlerden getirildiği isim ve soyadlarının baş harfleri verilerek açıklanıyordu.

MİT açıklamasında ise şunlar söyleniyordu: “Teşkilatımızdan yaş haddinden dolayı, Müsteşar yardımcılarından A.Ş. Ekim 2010 ayı içerisinde, bayan A.G. ise Kasım 2010 ayında emekliye ayrılmışlar ve yerlerine kurum içerisinden olağan atamalar yapılmış olup, ‘eski kadroların tasfiyesi’ ya da ‘üst düzey eski yöneticilerin yakınlarının teşkilattan uzaklaştırılması’ şeklinde, kurum kültürüyle de bağdaşmayan bir uygulama gerçekleştirilmemiştir.”

Aslında nezaketen AG olarak anılan Afet Güneş’in adı yıllar önce Meclis komisyonlarında, hem de PKK ile mücadele konusundaki uzmanlığı vurgulanarak yıllar önce bizzat devlet kaynaklarınca deşifre edilmişti. Güneş’in bu sayfada gördüğünüz fotoğrafı da 19 Eylül 2010’da Başbakanlıkta katıldığı terör zirvesi sırasında Anadolu Ajansı tarafından çekilip servis edilmişti. Kıdemi ve ehliyetiyle MİT’in başına atanabileceğinden bahsedilen kadın istihbaratçı, nedeni açıklanmayan bir şekilde, bir önceki MİT müsteşarı Emre Taner’in görevi uzatılmak suretiyle beklemeye alınmış, o süreçte 27 Mayıs 2010’da Müsteşarlığa Hakan Fidan’ın getirilmesiyle de emekliliği için gün saymaya başlamıştı. Yani Güneş’in tasfiyesinden söz edilecekse eğer, bu süreç emekli olmasından çok öncesinde başlamıştı.

MİT açıklamasındaki ‘tasfiye ya da uzaklaştırma kurum kültürüyle bağdaşmaz’ ifadesi ise tam bir bürokratik mizah şaheseri. Dışarıdan izleyenler dahi MİT’in tarihinin bir tasfiye ve uzaklaştırmalar tarihi olduğunu gözleyebilir.

MİT’in içinden gelip müsteşarlığa yükselmiş sivil isimler olan Emre Taner ve Şenkal Atasagun bile meslek hayatları boyunca defalarca uzak görevlere atılıp sonra devranın dönmesiyle terfi bulmuş isimlerdir. Şimdilerde Kürt sorununa kendince çözüm çabalarına katılan Cevat Öneş de bu tasfiyelerden payını almış isimlerdendir. Zaten kamuoyunca bilinen isimler dahi yeterince örnek veriyor.

İstihbarat dünyasına dışarıdan ilgi duyanlar için zamanlama bakımından da dikkat çekici bir başka haber daha var bugünlerde MİT’le ilgili. Dünkü Star gazetesinin birinci, Zaman gazetesinin dördüncü sayfasında aynı haber vardı. Cem Ersever cinayetine ilişkin yeni görüntüler ‘ortaya çıkmıştı’. Fotoğrağfa, Ersever’in elleri önden bağlanmış halde başına arkadan sıkılan kurşunla öldürüldüğü ‘ortaya çıkan’ fotoğraftan ‘anlaşılıyordu’.

Ersever, 1990’ların başında PKK karşıtı mücadelede, faili meçhul cinayet iddialarıyla birlikte gelen kontrgerilla yöntemleriyle yer almış, 4 Kasım 1993’te Ankara yakınlarında kaçırılarak öldürülmüş bir jandarma binbaşısı idi. Kurumlar arası çatışma ve iç tasfiye iddialarıyla birlikte hâlâ tartışılan bu cinayetin ardından Ankara’da bir caddeye ‘Şehit Binbaşı Ahmet Cem Ersever’ adı verilmişti. Bu, Yenimahalle ilçesinde bir yanında MİT karargâhının, diğer yanında da İl Jandarma Komutanlığı’nın bulunduğu caddedir. Adı hâlâ aynıdır.

Hakan Fidan, MİT’in başına gelmesinden bu yana aslında ve henüz köklü değişiklikler yapmadı. Gazete haberlerinde müjdesi verilen iç ve dış istihbarat ayrımı, güvenlik ve teknik dairelerin yeniden düzenlenmesi gibi Teşkilat şemasına yansıyan ve yansıyacak değişiklikler aslında Emre Taner zamanında başlatıldı. (Radikal, 1 Ocak 2009) Bunlardan bazıları, Fidan’ın kavramsal ve pratik katkılarıyla yakında bir basın toplantısıyla açıklanacak. Kendi adıma, bu toplantıda örneğin İstanbul Bölge Başkanlığı’nın şehrin artık bir ülke büyüklüğüne ulaşmış olması nedeniyle Anadolu ve Avrupa yakalarında ayrı ayrı başkanlıklara ayrılmış olduğu gibi yankıya yol açacak bazı açıklamalar bekliyorum.

Ancak Fidan’ın Teşkilatın işleyişinin ötesinde MİT’in siyasi otorite bakımından işlevine getireceği yenilikler için bu adımların yalnızca başlangıç olacağına ilişkin emareler var. MİT’in yalnız kağıt üzerinde değil, gerçekten Başbakana bağlı bir merkezi istihbarat örgütü olarak yapılanması doğrultusunda belki de Haziran 2011 seçimleri sonrası beklenebilecek adımlar olabilir.

Süleyman Demirel’in Başbakan olarak kendisine bağlı MİT Müsteşarı ve askeri rütbe sahibi Fuat Doğu’ya sorduğu halde, Doğu’nun asker kökenli Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’dan aldığı suskun kalma talimatıyla 12 Mart 1971 muhtırasında nasıl karanlıkta bırakıldığı biliniyor. (Radikal, 19 Ağustos 2007) Başbakan Tayyip Erdoğan, Ergenekon ihbarının MİT’te ulaştıktan bir yıl küsur sonra ve dönemin müsteşarı Atasagun tarafından önce Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’e, sonra kendisine sunulmuş olduğunu da hatırlıyor olabilir.

Konuya daha sonra döneriz, yer kalmadı. Ama ateş olmayan yerden duman çıkmaz, yakında anlarız.



Turkmedya.Com Bir İnternet Holding A.Ş. İştirakidir. © Copyright 1996 - 2010