İnternet zaman ve sınır kavramını ortadan kaldırdı.
İnternet sayesinde bilgiye ulaşma olanağı kolaylaştı.
Daha demokratik bir toplum yapısının ortaya çıkmasında internetin rolü büyük.
Herkesin internete erişiminin sağlandığı ve internet kullanmayı öğrendiği bir toplumda, kritik kararların internet üzerinden oylanarak yapılması bile hayal edilebilir.
İnternete erişim hakkı, günümüzde temel eğitim hakkı kadar önemli.
Çünkü internet sayesinde bilgi dünyanın en ücra köşesine kadar ulaşabiliyor.
Onun için Milli Eğitim Bakanlığı milyonlarca dolar harcayıp her okulu internet bağlantılı bilgisayar sistemleri ile donatmaya çalışıyor.
İnternetin riskleri de var tabii.
Çocuk pornosundan teröristlerin kullanabileceği bilgiye kadar her şeye internet üzerinden ulaşmak mümkün.
Bu yüzden dünyanın her yerinde internetin düzenlenmesi, zararlı yayınların önlenmesi konusunda yasal düzenlemeler yapılıyor.
Türkiye'nin de özellikle hem çocuk pornosu, hem de terörün hedefi bir ülke olarak bu tip düzenlemeler yapması, önlem alması kaçınılmaz.
Ancak Türkiye'de bu düzenlemenin çarpık bir biçimde yapıldığı ve gittikçe sansürcü bir nitelik aldığı inkâr edilemez.
Mahkemeye başvuran herkes bir sitenin yayınını durdurmaya yönelik karar çıkarabiliyor.
Sitedeki tartışmalı bir bölüm yüzünden milyonlarca insanın youTube'dan geocities'e kadar birçok siteye erişimi engellenebiliyor.
Her gün bir erişim engelleme kararı çıkması internette özgürlüğü kısıtlayıcı bir işlev görüyor.
Bizim de mağduru olduğumuz tekzip kararlarına benziyor bu kararlar.
İçerikle, olayla ilgili yeterli bilgisi olmayan mahkemeler bu tip kararları çok kolaylıkla verebiliyor.
Bu gidişle internete erişimi yasaklama konusunda Çin'le yarışır hale geleceğiz.
Avrupa Birliği standardında demokrasi vaat edenlerin internete erişimin kısıtlanması konusunda bir tavır almaları şart.
Yoksa bu yasakların nerede duracağını kimse kestiremez.
İnterneti kısıtlı bir toplumun demokrasisi de kısıtlı olur bu çağda.
Yüzde 47 ve yüzde 53
AK Parti'ye oy vermeyen, uygulamalarından rahatsız olan güçlü bir kesim var.
Hatta bu partinin yaşam biçimlerini değiştireceğine inanlar da var.
Ama bu kesimin toplumun ne kadarına denk geldiği tartışmalı.
Bir kısım medya, seçimde AK Parti'ye oy vermemiş ama MHP, DTP, BBP gibi partilere oy vermiş seçmeni de yüzde 53'ün içine alıp toplumu ortadan ikiye ayırma çabası içinde görülüyor.
Oysa AK Parti ile sıkıntısı olan orta sınıf kentliler ve onlar ağırlıklı olarak CHP'ye oy veriyor.
Ama Anadolu'da farklı sağ partilere oy veren seçmenin böyle bir sıkıntısı yok.
Ağırlıklı olarak onlar da muhafazakar.
DTP'nin güçlü olduğu Anadolu kentlerine yapacağınız bir gezi size bu gerçeği gösterecektir.
Burada önemli olan oy oranlarını karşı karşıya koyarak iki farklı kamp varmış havası yaratmamak.
Farklılıkları hukukun üstünlüğü içinde güvence altına alınmış bir demokrasi talep etmek.
Alevisi, muhafazakar Sünnisi, laiki, ateisti ile herkesin kendi yaşam biçimini güvence altında hissedeceği ama başkasının yaşam biçimine de saygı göstereceği bir düzen herkesi rahatlatacaktır.
Burada jestlerin değil, yasaların etkisi önemlidir.
Avrupa Birliği standardı da bu açıdan ülkemiz için yaşamsal öneme sahiptir.
Ancak o standartlar herkesi rahatlatır ve toplumsal gerilimi tamamen yok eder.
|