Baykal söylediği için önemsenmedi ve dikkatlerden kaçtı ama son CHP Grup toplantısında önemli sözler sarfedildi. CHP Lideri ‘Türkiye’de artık darbe dönemi’ bitti dediği konuşmada şu sözleri de söyledi:
‘Hani darbe idi? (Ergenekon) Aç o zaman darbe davasını. Getir darbe iddianamesini. Ne oldu darbe iddianamesi? Ne oldu günlükler? Ne oldu diğer Eldiven harekátı? Sarıkız, Ayışığı ne oldu onlar? Getir... Getir... Koy ortaya. Var mı bir şey? Hayır, yok... Ne oldu o zaman? Darbe işi değil...’
Darbe dönemi belki bitti ama bu darbe hevesinin söndüğü anlamına gelmiyor. Aksine, umut kırıldıkça o heves daha da ateşleniyor.
Baykal sözleriyle darbe heveslerinin takibine koruma sağladığının farkında görünmüyor ama yine de iyi niyetten şaşmayıp açtığı yoldan ilerlemek ‘Getir koy ortaya... Aç davayı’ iddiasının izini sürmek faydalı olabilir. İktidar mensupları ‘Ergenekon darbeyi araştıracak’ dedi mi veya iddianamede darbeyle bağlantılı suçlar gerçekten bulunmayacak mı bilmiyorum ama farketmez. Madem ülkenin en büyük ikinci partisi konuya bir şekilde el atma ihtiyacı hissetti, oradan da yol bulunur. Bazı şeyler için illa iktidar olmak gerekmiyor. Üstelik CHP gibi yargı konusunda son derece güçlü bir geleneğe sahip bir parti varken.
Ayrıca... Darbe veya darbe hevesi, iktidarın olduğu kadar muhalefetin de sorunudur netice itibariyle.
Madem iktidar bu işte yetersiz kaldı o zaman ana muhalefet kolları sıvayabilir. Darbe günlükleri haberini yapan Nokta dergisini beraat ettiren mahkemenin savcısı ‘darbe günlükleri dava konusu olmalı’ demişken ve MHP dahil bazı partiler ve politikacılar ‘iddialar araştırılmalı’ demekteyken CHP ön alsın ve sürece liderlik etsin. Hem iktidarı köşeye sıkıştırsın, hem de hepimiz darbe döneminin gerçekten bittiğine ikna olalım.
Öncülük etmek zor geliyorsa Ufuk Uras’ın verdiği önerge Meclis’te hazır bekliyor. CHP’li vekiller ona el kaldırsın yeter.
Gelelim işin dava tarafına. Baykal, ‘Aç o zaman darbe davasını’ diyor ya, bunu da gerçekten bir darbe davası açılması istediğine yoralım... İşte bu en hassas meseledir.
Bir askerin anayasal düzene karşı girişiminin yargılanması Türk hukukunun şu anda çözüm bekleyen en önemli sorunudur. Emekli Albay-Hukukçu Ümit Kardaş yeni kitabı ‘Ötekiler’ İçin Sivil İtaatsizlik Rehberi isimli kitabında, içinde bu konunun da bulunduğu birçok temel meseleyi masaya yatırıyor. Türkiye’nin yaşayan sorunları için anahtar arayanlara bu kitabı hararetle tavsiye ediyorum. (Hayy Kitap 0 212 352 00 50)
Kardaş’a göre 27 Nisan’da yayınlanan Genelkurmay bildirisiyle TCK 309/311/277 ve 216’ya göre dört ayrı ağır suç işlendi. ‘Ama’ diyor Kardaş, ‘Asker kişiler bu suçları askeri mekanda işlemektedirler. Bu nedenle de sivil siyasi suçlar işlemelerine rağmen ancak askeri mahkemede yargılanabilmektedirler. Bu tıkanıklığın giderilmesi için anayasanın askeri yargıyı düzenleyen 145. maddesinin değiştirilmesi gerekmektedir...’
Kardaş’ın hukuk sistemimiz içindeki çok başlılığın giderilmesine yönelik bir dizi başka önerisi de bulunuyor. Bununla birlikte Kardaş, darbe günlüklerinin yargıya taşınmasının önünde bir hukuki engel bulunmadığını da düşünüyor.
Emekli Askeri Yargıtay Başkanı Nursafa Pandar da Fadime Özkan’la yaptığı röportajda ‘Eğer asker emekli olmuşsa tüm eylemleri sivil mahkeme görür. Sonuçta günlüklerdeki darbe teşebbüsü, Askeri Ceza Kanunu’nda darbe suçu olmadığı için sivil bir suçtur... Askerlik döneminde işlenen suçlar için ise Genelkurmay Savcıları olayların ne şekilde olup olmadığına bakacaktır. Hiç sivil alana çıkmadan askeri mahalde kaldığı görülürse, bu kişiler asker kişi ve general oldukları için Genelkurmay Mahkemesi’nde yargılanırlar ama yine TCK uygulanacak’ diyor.
Tıkalı yolu açmanın en kestirme yolu, bir sivil savcının dava açması; o dava kabul edilirse sürecin ilerlemesi, edilmezse başsavcılık tarafından Genelkurmay’a havale edilip orada görülmesidir.
Yine Baykal’ın sözlerinin satır aralarına dönelim. CHP lideri bitip tükenmek bilmeyen ‘dokunulmazlığı kaldıralım’ çağrısına ilaveten ‘Darbeleri araştırmak için adım atalım’ önerisinde bulunsa on yıllardır muhatap bile bulamayan sorular bir çırpıda cevap bulur.
Hem de anlarız o zaman, iktidar kendine mi yoksa herkese mi demokrat!