Hrant Dink öldürüldüğünde bazı ırkçı sitelerde “toy” ilan edilmişti... Birkaç azılı faşist birbirlerinin “bayramını” kutluyordu.
Tuttum; bir cinayetin ardından atılan bu sevinç çığlıklarını eleştirdim.
Hemen aynı gün o internet sitelerine kocaman fotoğrafımı koyup, “Sıra sende köpek” dediler.
“Ermeni” ilan ettiler.
“Katli vacipler” listesine aldılar.
Kimdi bunu yapanlar?
Kendilerine “Türkçü” diyen bir grup...
***
Bugün Ergenekon diye bir çetenin varlığından söz ediliyor.
Sırf gazeteciliğin genlerinde bulunan “muhalif” tavrı sergilemekten çekinmediğim...
Dinimizi ticarete ve siyasete alet edenlere karşı uyanık olduğum...
Ülkenin bölünmesine karşı çıktığım...
Hukuğun iğdiş edilmesine tepki gösterdiğim...
Zalimin değil de “mazlum” un yanında durduğum...
85 yıllık cumhuriyetin ilkelerini savunduğum için...
Evet; sırf bunun için...
Üstelik bu “ırkçı örgütlenmeyle” en ufak bir fikri yakınlığım olamayacağını bildikleri halde...
Yine kocaman bir fotoğrafımı koyup başka internet sitelerine...
Bu kez de “darbeci-Ergenekoncu” ilan ediyorlar!
“Sıra sende köpek” diyorlar...
“Bileklerine kelepçe takıldığı gün bayram edeceğiz” diye e-mail atıyorlar.
Kim yapıyor bunu?
Kendilerine “demokrat” süsü veren takkeliler, onlarla işbirliği yapan liboşlar ve evrime uğrayıp liberalliklerine aşırı dinciliği de eklemiş takkeli-liboşlar!
***
Yukarıda sözünü ettiğim “cumhuriyetin temel ilkeleri” var ya...
İşte onlara karşı olan PKK’lılar, din tacirleri, liboşlar..
Hepsi bir konuda birleşiyorlar...
Hepsinin tek “ortak düşmanı” Atatürkçüler...
Ve “ortak amaçları”, onları yok etmek, sindirmek, susturmak!
Oysa bugünkü “dostluklarını, dayanışmalarını” bile, bize borçlu olduklarını bilmiyor bu dangalaklar...
Bizi yok ettiklerinde, birbirlerini yemeye başlayacaklarını akıl edemiyorlar...
***
Ergenekon soruşturmasında dün, dönüşü olmayan bir yola girildi.
Vatana, millete hayırlı olsun...
Yeter ki “gerçek suçlular” cezalarını bulsun!
Yeter ki 27 Mayıs’ta, 12 Mart’ta, 12 Eylül’de, 28 Şubat’ta yaratılan “mağdurlar” kervanına yeni “mazlumlar” eklenmesin!
Yeter ki; hak adına, hukuk adına, masumlara haksızlık-hukuksuzluk yapılmasın!
Yapılırsa buradayız...
Yapanlar, babamızın oğlu olsa yakalarına yapışırız...
Alt tarafı, “Sıra sende köpek” derler...
İyi de...
Zaten demiyorlar mı?
*****
GÜNÜN SORUSU
Fethullah Gülen’e yakınlığıyla bilinen Zaman Gazetesi, dün yine önemli bir iddiada bulundu ve Ergenekon üyelerinin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’ya suikast planladığını yazdı.
Tabii; her zaman olduğu gibi bu iddianın sahibini gizledi.
Ergenekon Savcısı’na soruyorum:
Bu iddia doğru olsa bile... Nasıl oluyor da hep iktidar yandaşı medyaya sızdırılabiliyor? Ve siz hâlâ bu sızmalara neden seyirci kalıyorsunuz?
*****
Sinan Aygün ve Mustafa Balbay!
Belki bilirsiniz; mesleğe ekonomi gazetecisi olarak başladım. Bu yüzden Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün’ü tanırım.
Yıllar önce televizyonlarda program yaparken konuğum oldu. O da benim gibi “muhalif genleri fazla gelişmiş bir yaratık” olduğu için gözünü budaktan sakınmadı...
Atatürk ilkelerine bağlılığından, bu ülkeye sevdasından zerrece kuşkum yok...
Yargı sürecini etkilemek istemiyorum ama; “pis işlere” karışacak bir adam olabileceğine de zerrece ihtimal vermiyorum!
Mustafa Balbay ise dünyaya aynı açıdan bakmaktan onur duyduğum bir meslektaşım...
O sürekli olarak Ankara’da olduğu için bazı törenlerde merhabalaşmaktan başka bir yakınlığımız olmadı... Ama meslek namusuna adım gibi eminim.
İyi bir okuru olarak, Cumhuriyet ve Atatürk sevdasının tanığıyım.
Suçlulukları Yargıtay tarafından onanıncaya kadar onun da Sinan Aygün’ün de masum olduklarına inanmaya devam edeceğim.
Böyle düşünmek suçsa, cezasını çekmeye de hazırım!